“Sn. ÖZCANKAYA; ISPARTA Kanal 32' Tv’de, 04.01.2010 pazartesi akşamı yayınlanan “Basın Kulübü” programında Akdeniz Muhabiri Mehmet Erçakır'ın "Son zamanlarda Ergenekon davası ve akabinde kozmik oda aramaları haber bültenlerinde başı çekti. Bu gelişmeler toplumun psikolojisini ne yönde etkiliyor?" sorusuna yanıt vermek yerine, Türk Silahlı Kuvvetlerini karalamaya yönelik söylemlerinizi ibret ve dehşetle izledik, ertesi günde gazetelerden okuduk.
Doğrusu isminin önünde Prof san'ı olan sizi dinlerken aklıma Keçecizade İzzet Mollanın
“Meşhurdur ki fısk ile olmaz cihan harab
Eyler anı müdahane-i aliman harab” dizeleri geldi.
Bu dizeleri Osmanlıcasından bugünün söyleyişine aktaralım:
“Bu dünya güruh yüzünden yıkılmaz, dünyayı yıkacak olan âlimlerin
dalkavukluğudur.” Diyordu İzzet Molla.
Sn. ÖZCANKAYA; Türkiye Cumhuriyeti devleti hiç bu kadar sahipsiz bırakıldığına tanık olunmamışken, ulus; derin ve kalıcı ayrışmalara yol açan “açılımlar” safsatası ile gerilime ve ayrışmaya itilmişken, bizi inşa eden tüm kavramlar eğilip bükülerek, temel kurumlar açıkça yıpratılırken, bilim insanı kimliğinizi unutarak “Son yaşanan gelişmeleri çok sıhhatli gördüğünüzü” söyleyebilmeniz inanılır gibi değil.
Sn. ÖZCANKAYA; Askerin siyaset yapmaması gerektiğini, askerin “siyasi, politik bir organ Olmadığı”nı söylüyorsunuz.
Size bir hatırlatma yapalım Yakın geçmişte Barrack Obama Ankara’yı ziyaret etti ve mecliste bir konuşma yaptı. Konuşmasının bir bölümünde Türkiye’den bazı isteklerde bulunan ABD başkanı “Heybeliada’da ruhban okulu açılsın, Ermenistan sınırı açılsın, tarihinizle yüzleşin ve Türkiye’deki Kürtlere daha fazla eğitim verilsin” dedi. Obama yaptığı konuşmadan sonra siyasi parti liderleriyle görüşmelerinde ise “Irak'taki Amerikan ağır silahlarının Türkiye üzerinden tahliyesi” üzerinde durdu.
ABD Başkanı ABD’nin ulusal çıkarları için, Türkiye’nin ulusal egemenliğinin kalbinde Türkiye ye talimatlar verecek, AB temsilcileri eyalet Valisi edasıyla, ”Müzakere tarihi verilmeden önce, ülke normalleşmeli, askerin rolü de değişmeli. Devletin temel felsefesi olan Kemalist felsefe temelden değişmeli” talimatı verecek, bunlara karşı ses çıkarmak bir yana alkışlayacaksınız!! Ama “anayasal olarak Cumhuriyet'i iç ve dış tehditlere karşı korumak ve kollamak gibi bir de görevi” olan Türk Silahlı Kuvvetleri kendine yönelik tehditler karşısında kimi açıklamalar yapmaya kalkışırsa “ Darbeci” “milletin feleğini” şaşırtanlar diye suçlayacaksınız öylemi? Bir şey diyemiyorum. Türk Silahlı kuvvetleri konuşmasın, ama işgal güçleri konuşsun. Bunu kimliğinde “TÜRKİYE CUMHURİYETİ YURTTAŞI” yazan birinin düşünüp, söyleyebileceğine inanmak bile istemiyorum.
Sn. ÖZCANKAYA asıl darbe, asıl zulüm, asıl demokrasiye geçit vermeme Türk ordusundan mı geliyor, yoksa Türkiye’ye talimat yağdıran yabancılar karşısında dik duramayan, onların talimatlarını eksiksiz yerine getiren size göre ”büyük politikacı”lardan mı geliyor?
Sn. ÖZCANKAYA; Tarihte hangi ordu tek bir kurşun atılmadan bu kadar yıpratılmış/yıpranmıştır? Siz dünyada soykırımların, işgallerin, suikastların, cinayetlerin karargâhı pentagon da ABD hâkimlerinin evrak aradığını duydunuz mu? Eğer bir kirlilik söz konusu ise bu konuda kirliliğin kaynağı sicili “bilhassa temiz" olan TSK değil, ABD/AB sömürgeciliğinin taşeronluğundan başka bir şey olmayan ve olmayacak olan siyasal iktidar ve onun yandaşlarıdır. Avrupada “yüzyılın soygunu” olarak anılan “Deniz Feneri e-v” davasının öncelikli sanıkları “büyük politikacı”ların kanatları altında korunduğunu artık konuşmayı yeni öğrenmiş çocuklar bile öğrendi. Ama sizin, bu ve buna benzer siyasal korumalı soygunları görmezden gelerek, ülkenin birliği ve bütünlüğü uğruna can veren TSK’ yı “şaibe” altında bırakacak söylemler içinde olmanız bilim insanı kimliğinizle ne denli örtüşür, onu okuyan ve dinleyenlerin takdirine bırakıyorum.
Sn. ÖZCANKAYA; AB ve ABD’nin yani Sevr İttifakının, bu topraklarda görmek istemediği ne varsa ona karşı savaşmayı kendisine görev edinmiş olanlar, Atatürk Cumhuriyetinin son kalesi ve varlığının güvencesi Türk Ordusunu tasfiye etmeden, etkisiz kılmadan başarıya ulaşamayacaklarını biliyorlar.
Atatürk’ün Subaylara Hitaben
Afyon Karahisar’da 31.07.1920 Tarihinde Yaptığı Konuşmada
”Her halde ordu,
düşmanlarımızın birinci taarruz hedefi oldu. Orduyu imha etmek için, mutlaka
subayları mahvetmek, aşağılamak lazımdır. Buna da teşebbüs ettiler. Bundan
sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta engeller ve müşkülat kalmaz” diyordu.
Türk Silahlı Kuvvetlerini “imha” ya da etkisiz kılabilirlerse, Türk ulusunu yok etmenin önünde hiç bir engel ve “müşkülat” kalmayacaktır.
Sn. ÖZCANKAYA; Vatanının bütünlüğünü, devletinin üniterliğini, Cumhuriyet’ini ve sınırlarımızı korumak için canını hiçe sayarak mücadele eden “TÜRK ASKERİNDEN” alerji derecesinde rahatsızlık duyanlardan, bunu her fırsatta dile getirenlerden olmadığınızı ummak isteriz.
Sn. ÖZCANKAYA; Kurtuluş Savaşı’nda Hıristiyan halka karşı kendi işlettirdikleri cinayetleri Kuvva-yı Milliye’nin üzerine attıklarında olduğu gibi, bu cinayet ve terör olaylarının da faturasını Atatürk Cumhuriyetinin onur anıtı Türk Silahlı Kuvvetlerine çıkarttırarak Türkiye’yi mahvetme amacının güdüldüğünü, halkımızın güzel söylemi ile “Hem yüzümüze karayı çalıp, hem de elimize aynayı verdiklerini” artık mısırdaki “sağır sultan” bile anladı ama içimizdeki kimileri ısrarla anlamıyor, ya da anlamazlıktan geliyor. Böylelerine bizim oralarda ”sonunda nasıl olsa toprak olacaksın, yaşarken bari çamurlaşma!..” derler.
Sn. ÖZCANKAYA; Doğu Timor, 2000 yılında Endonezya'dan koparak bağımsızlığını ilan etti. Bu süreç içinde, adına "Endenozya modeli" denen bir Amerikan Operasyonu uygulandı. Bu " Model" şu şekilde cereyan etti: ABD, Doğu Timor adalarını Endonezya'dan koparmadan önce bu ülkenin Ordusuna karşı büyük bir yıpratma kampanyası yürüttü. Geçmişte ABD'nin Endonezya Özel Kuvvetleri'ne yatırdığı çeşitli operasyonlar, bire bin katılarak açıklandı ve Ordu'nun direnci kırıldı. Bütün bu gelişmelerin arkasından Doğu Timor'un Endonezya'dan koparılması kolaylaştı.
İşte bu model 2001 yılından itibaren Türkiye'de uygulamaya kondu. Amerika'nın öncelikli hedefi, Irak'ın Kuzeyindeki kukla devletin Türkiye tarafından resmen tanınmasıydı. Ardından da Türkiye'nin Doğusu ve Güneydoğusunda etnik temelde yeni bir devlet yapılanmasını kabul ettirmekti.
Sn. ÖZCANKAYA; Cumhuriyetimizi iç ve dış tehditlerden korumak, ülkenin bütünlüğünün ve siyasal rejimin sigortası olmak görevi anayasal olarak TSK’ ya verilmiştir.
Doğal olarak Kemalist Cumhuriyet karşıtlarının harekât stratejisi, bu mekanizmayı yıpratmak, dönüştürmek ve sökmek üzerine kuruludur.
Şu halde Kemalist Cumhuriyet karşıtlarının önce silahlı kuvvetlere bu yetkiyi veren Anayasayı değiştirmek, sonra da Cumhuriyet'in son kurumsal dayanağı TSK’yi etkisizleştirmek istemeleri doğaldır.
Bu nedenle Ergenekon tertibinin devamı olarak aslı astarı olmayan bir suikast olayı ortaya atıldı ve bu bahane gösterilerek, karargâhlar basılarak aramalar yapılıyor. Cumhuriyet tarihinde böyle bir olay asla görülmemişti. Bu F tipi yapılanmanın deviremedikleri bir kuruma karşı olan kinlerinden dolayı yapılan bir operasyondur. Bu kin TSK’nin cumhuriyet ilkelerine ve Atatürk'e bağlılığından kaynaklanıyor. Bir türlü kadrolaştıramadıkları TSK’ ya karşı yıkıcı bir saldırı gerçekleştiriliyor.
Sn. ÖZCANKAYA; En sıradan yurttaşlarımız bile bilirler ki, Kozmik Odalarda, suikast bilgileri olmaz. Ordu sınır dışı milli hareketleri ve planları yapmakla görevlidir.. İşgal olursa nerede mukavemet yapılacaktır, işgale karşı hangi silahlar kimlere verilecektir, Devletin kilit noktalarındaki insanların (Cumhurbaşkanı, Başbakan vb.) güvenliği nasıl sağlanacaktır, kimler nerelerde, hangi görevleri yerine getirecektir. Bunları planlayan bir dairedir."
Sn. ÖZCANKAYA; Peki, bu planlar, kayıtlar Türkiye dışına çıkarsa bundan kim sorumlu olacaktır. Kaldı ki kimi yandaş gazetelerde bazı bilgiler şimdiden uçuşmaya başladı bile. Türkiye bir Çadır devleti değil, ümmet devleti de değil. Bu işler bu kadar basit değildir. Bu ülke sokakta kurulmadı.
Sn. ÖZCANKAYA; Türkiye, Sizin ileri sürdüğünüz gibi Türk Silahlı Kuvvetlerini değil, dalkavuk aydınların istilası altındadır. Bu dalkavuk aydınlardır’ki işgalcinin, emperyalist sırtlanların jurnalcisi, kılavuzları olmuşlardır. Türkiye'nin “makûs talihi” TSK değil, işte bu kara güruhtur. Komplekslerini aşmak için bu topraklarda bizi bir arada tutan tüm değer ve kurumlara küfür etmeyi “kimlik inşası” sayan iktidarın borazanı kimi medya kuruluşları ve Padişah dalkavuğu kimi aydın tosuncukların son günlerde bir numaralı hedefi haline gelen Türk Silahlı Kuvvetleri, varlığımızın, ülke ve ulusumuzun, özgürlük ve bağımsızlığımızın güvencesidir.
Sn. ÖZCANKAYA; Dilerim Sn Başbakana, mevcut iktidara düzdüğünüz bunca methiye, bunca çabanız ödülsüz kalmayacaktır. Yakın bir gelecekte güzide bir üniversitenin Rektörlüğüne getirilmeyi çoktan hak etmişsinizdir. Saygılarımızla.”