Tekel işçilerinin haklı mücadelesini polis gücü ile ilk gün bastırmak istemişlerdi fakat bunda başarılı olamamışlardı.
Şimdi Tekel işçilerini yok sayarak, onların mücadelesi hiçe sayarak Tekel işçilerinin açlık grevinde, soğuk hava şartlarında dirençlerinin kırılmasını beklemektedir.
AKP iktidarı için işçi, memur, esnaf, öğrenci kim olursa olsun çektikleri ekonomik acıların hiçbir önemi yoktur. Onlar kendilerini ve yandaşlarını kurtardıkları için vazifelerini yerine getirmiş kabul etmektedirler.
Türkiye'nin en zenginleri arasına giren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın soğuk havalarda aç-susuz aileleri ile eylem yapan insanların acısını duymasının mümkünatı yoktur.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendi iktidarı vatandaşları inim inim inletirken o miting meydanlarında bir de
"Milletin sırtından doyan doyana Bunu gören yürek nasıl dayana Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana Bilmem söylesem mi söylemesem mi" dizelerini duygu sömürü için söylemektedir.
Milleti muhtaç hale getiren kendisi, ekmek mücadelesini veren işçileri devletin polisine coplatan, biber gazına boğan kendisi ama hiç oralı olmadan bu dizeleri de okuyabilen de yine kendisi.
Bu iktidarda vicdan olmadığını zaten birçok konuda gördüğümüz gibi Tekel işçilerinin ilk eylem gününde, Ankara'nın soğuğunda onları havuza döktükleri manzaradan bir kez daha tescillemiştik.
AKP iktidarının birçok yöneticisi günü ve anı kurtarmak için siyasi menfaatleri için konuşmaktadır.
2001 yılında Fazilet Partisi'nde Grup Başkanvekili olan Bülent Arınç'ın 'Ey Tekel işçileri kapalı salonlarda durmayın, dışarı çıkın sizin mücadelenizde ben de varım, gerekirse size gelecek taşlar bana gelsin' derken bugün kendi iktidarlarının Tekel İşçilerine zulüm yapması tam da bu tarifimizin belgesi olmaktadır.
Dün Tekel işçilerini bu şekilde mücadeleye çağıran ama bugün kendi iktidarlarında onları devlet gücüyle ezenler aynı kişiler olunca bunlardan olumlu bir adım gelmesi mümkün müdür?
AKP iktidarı, PKK'lıların sınır kapılarında çiçeklerle davul-zurna eşliğinde karşılandığı, işçilerin su tankları ve coplarla ezildiği iktidar olarak tarihe geçmiştir.
Açlık grevinde olan, soğuk hava şartlarının hasta ettiği Tekel İşçileri birer ikişer hastanelere kaldırılmaya başlamıştır. İstanbul'u kültür başkenti yaptık diye havai fişekler patlatan AKP iktidarının insanlık ayıplarından biri Türkiye'nin başkentinde yaşanmaktadır.
Tekel İşçilerinin bu perişan haline çözüm bulmak AKP iktidarının başlıca görevi olmalıdır. Aileleri ile eylemde olan Tekel işçilerinin herhangi birine bir şey olursa bunun tek sorumlusu AKP iktidarıdır.
Şuan onların her türlü ihtiyacını karşılamalılar ve sağlıklarına gelebilecek zararları önlemelidirler.
Mesela Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz günlerde İslam'a hizmetlerinden dolayı Araplardan Kral Faysal Ödülü'nü ve yanında 200 bin dolar para aldı. Bu parayı getirip Tekel İşçilerine pay etmelidir. "Ödülü milletim adına kabul ettim" diye açıklama yaptığına göre, Türk milleti o paranın Tekel işçilerine dağıtılmasından oldukça memnun olacaktır.
Eylemde
babalarının yanında bulunan ve soğukta "üşüyorum" diyen
yavrular, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan bu yardımı bekliyorlar